Kurt ve Küçük Keçi
Bir küçücük keçi varmış. Günün birinde küçük keçinin boynuzları büyümeye başlamış. Keçicik, büyüyen boynuzları yüzünden kendini çok daha önemli ve yetenekli biri zannediyormuş. “Ben artık kendi başımın çaresine bakabilirim” diyormuş!
Bir akşam sürüdeki arkadaşları evlerine doğru yola çıkmışlar. Keçinin annesi “haydi oğlum evimize dönüyoruz” diye çağırmış onu. Ama keçi büyüdü ya… Ne arkadaşlarının ne de annesinin sözlerine kulak vermemiş. Yeşil çimenlerin üstünde bir o yana bir bu yana zıplayıp oynamaya devam etmiş. Tabii ki sürü onu beklememiş ve onu yalnız başına orada bırakıp gitmiş.
Saatler ilerlemiş, güneş batmış. Keçi çayırda tek başına kalmış. Işıklar azalıp gölgeler uzayınca etraf daha bir korkutucu hale gelmiş. Rüzgar çimenlerin arasından estikçe korkutucu sesler çıkarıyormuş sanki çimenlerin arasında… Korkunç kurtun düşüncesi bile kendini büyümüş sanan keçiyi korkutmaya yetiyormuş. Bağırarak annesini yardıma çağırmış ama tabii ki annesi onun sesini duyamayacak kadar uzaklardaymış.
Çayırda deli gibi koşuşturup dururken korktuğu şey başına gelmiş ve koca kurt karşısına dikilmiş.
Ne yapacağını bilemeyen keçinin aklına harika bir fikir gelmiş. Yalvaran bir ses tonuyla kurta demiş ki: “Sayın kurt lütfen bana acıyın. Beni yiyeceksiniz biliyorum. Ama yemeden önce ricamı kabul edin, kavalınızla bana birkaç şarkı çalın ki son kez gönlümce dans edebileyim…”
Fikir kurtun da hoşuna gitmiş. Yemekten önce biraz müzik biraz dans çok iyi olur diye düşünmüş. Kavalını çıkarmış ve çalmaya başlamış. O çalarken keçi dans etmiş. Fakat keçi o kadar güzel dans etmiş ki kurt da o dansın verdiği mutlulukla daha yüksek sesle çalmaya başlamış.
Müziğin sesi o kadar artmış ki o sırada eve dönmekte olan sürünün başındaki çoban köpekleri bunu duymuşlar. Gidip bir bakmaya karar vermişler ve keçiyi kurdun elinden kurtarmışlar.
HİKAYEDEN ALINACAK DERS
Asla kendinizi olduğunuzdan büyük görmeyin
En kötü durumlarda bile bir kurtuluş mutlaka vardır umudunuzu kaybetmeyin